21 Temmuz 2014 Pazartesi

Elektrik Süpürgesi

Sigara içtiğim için pencereyi açtım. 7 senedir sigara içiyor olmama rağmen kokusuna hala alışamadım. İkea'dan aldığım televizyon koltuğuna oturup, tek başıma kahvemi yudumlamaya başladım. Aklımdan, bu koltuğa insanlar oturuyorsa adı neden televizyon koltuğu olmuş sorusu geçti. Bir süre kapalı konumdaki televizyona baktım.
Belki de bu koltuğa oturmak onun hakkıydı. Sokaktan kavga eden insanların sesleri gelmeye başladı. Kim bilir yine hangi saçma sebepten dolayı birbirlerine hiç çekinmeden bağırıyorlardı. Kim bilir akşamın bu saatine kadar neler yaşamışlardı da en ufak bir aksiliğe bile tahammülleri kalmamıştı ve hiç tanımadıkları insanlarla karşılıklı bağrışıyorlardı. Belki de onların mizacı böyleydi. Belki de bağırmaktan keyif alıyorlar ve düzgünce konuşmayı denemek bile istemiyorlardı.
Sokaktaki bağrışmalar, televizyonla aramda kurduğum empatik dakikaların sona ermesine sebep olmuştu. Birden gözümün önüne "O" geldi. O'nunla tanıştığım günden beri ne zaman anlam veremediğim bir şeyler olsa gözümün önüne O'nun yüzü geliyordu. O'nu son görüşümün üzerinden neredeyse 8 ay geçtiğini fark ettim. Karşımda viskisini yudumlayıp, çocukken evcilik oynadıklarında elektrik süpürgesi olmak istediğini bana anlattığı an, onu sık sık düşünmekten keyif alacağımı anlamıştım. Evcilik oynarken elektrik süpürgesi olmak isteyen birini düşünmek eğlenceli olur. Yani.  
Çoğu zaman inatlaşıyoruz onunla. O beni süper kahraman ilan ediyor mesela, ben, sen beni süper kahraman ilan edemezsin ben zaten süper kahramandım diyorum. O, hayır değildin, ben edince oldun diyor. Sonra kavga etmeye başlıyoruz. Benden habersiz klimanın ısısını arttırıyor hep. Yazın ortasında üşüyor musun iyice yaşlandın diyorum, ben çocukken de böyleydim diyor. Ben hayali bas gitarımı çalmaya başlayıp şarkı söylüyorum, O, yanlış bastın notayı deyip elimden alıyor hayali bas gitarımı, kendi çalmaya başlıyor.
Yemek sipariş edip yiyemiyoruz çoğu zaman. Ben o yemediği için yemiyorum, o da ben yemiyorum diye yemiyor. Kalıyor öyle yemekler. Ben sigara yakınca kızıp söndürtüyor, sonra kendisi bir sigara yakıyor. Saçlarımın rengini değiştireyim mi sence diyorum, her halukarda tipsizsin zaten Ayçal boşuna uğraşma diyor. Ya sen kendi tipine baktın mı hiç şunu mu beğeniyosun diyorum yüzünü gösterip, ben bir tek seni beğeniyorum diyor. Sonra uzun uzun susup bakıyoruz birbirimize. Öpmek geliyor içimden, kaybolup gidiyor.
Sonra zaman geçiyor biraz, ben yine bir şeylere anlam veremeyince beliriyor karşımda. VİSKİ KOYEM Mİ? diye soruyor. Koy madem diyorum. Kalkıp dans etmeye başlıyoruz. DIMTISDIMTIS IPTISIPTIS YİHAA! Yaşasın alkollü bireyler olmak diyorum. Haklısın diyor. Aşık mısın bana diye soruyor, hayır diyorum. Hayranınım. Aşık olacağım kişiyle henüz tanışmadım.
Susup bakıyorum O'na hayran hayran.

Ben sızıyorum. Ben sızınca, o yine kayboluyor. Yalnızca sarhoşken görebildiğim bir hayalete dönüşüyor.


Sevgilerimle
Ayça Çalkoparan

Ayçal da derler.