2 Temmuz 2012 Pazartesi

Parmaklarımı yalayıp def...


Kızlı erkekli samimi bir arkadaş ortamı, gidilecek yer bilindik, yaz akşamı, hafiften rüzgar esiyo, sahildesin, biran elinin altında, hafif de bi müzik çalıyo ince ince... Ohh miss! denilebilecek bir durum. Amacın arkadaşlarınla iki lafın belini kütür kütür kırmak. Huzurlusun... Taa ki  -YENİ TANIŞILACAK ARKADAŞ ARKADAŞI - devreye girene kadar...
Böyle samimi ortamlarda yeni tanışılacak arkadaş arkadaşı, çok tehlikeli olabilir.. Onların çoğu bünyesinde, "biraz sonra içinde bulunacağım ortamda herkes birbirini yıllardır tanıyor, silik görünmemek için bi şeyler yapmalıyım" kaygısı barındırır. Bir şeyler yapmalıdırlar. Ya çok ukala, ya çok komik, ya da çok sessiz olmak seçeneklerden bazılarıdır. Hepsinin fazlası zarardır. Ortasını tutturabilmek ise çok az sayıda insana bahşedilmiş bir özelliktir. Nadir rastlanır...

-Yeni tanışılan arkadaş arkadaşı mağduru- olmak üzere akşam 10'a yaklaşırken buluşulacak yerde aldım soluğu. Sohbet muhabbet derken kızlardan biri eksikti ki kendisi kapıda göründü. AMAN TANRIM! O DA NE? Yanında birisini daha getirmişti... Üstelik ERKEK. Yeni tanışılmış arkadaş arkadaşının aptal bir erkek olması, aptal bir kadın olmasına oranla daha zordur. İçimdeki ses bi şeylerin kötü gideceğini söylüyordu...

Yeni tanışılmış arkadaş arkadaşı -SELAAAAM deyip hepimizi tek tek  öperek(!?) ortama giriş yaptı. Koltuğuna oturdu ve içkisini sipariş etti..

Aradan 45 dakika geçmesine kalmadan yeni tanışılmış arkadaş arkadaşı masaya tamamen hakim olmuştu... O kadar hakim olmuştu ki hiç kimse konuşamıyordu. Çünkü o, sadece kendisi konuşsun istiyordu. Onda, az önce saydığım seçeneklerden -ÇOK KOMİK OLMALIYIM! vakası mevcuttu.

Ben kendisiyle sadece 2 buçuk saat aynı ortamda kaldım fakat 27 yıllık hayatının büyük bir kısmına hakimim. Ama onda, daha önce gördüğüm -ÇOK KOMİK OLMALIYIM! vakalarına karşılık  garip bir özellik vardı. Anlattığı şey bittikten sonra artık gülmemiz gerektiğini belli eden bir es veriyor, insanlar ayıp olmasın diye shah ..shah biçiminde gülermiş gibi yaparken.. -DURUN DURUN ŞİMDİ DAHA GÜLMEYİN BU DAHA NE Kİ YAA? deyip herkesi susturuyor ve ardından kendisi çok aşırı derecede rahatsız edici sesler çıkararak kahkaha atmaya başlıyor ve konuya geri dönüyordu...

Bir ara kafamı çevirirken hafif bir göz temasına girdim ki allah canımı alaydı da girmeyeydim. -HEH AYÇA BAK BAK SANA Bİ ŞEY ANLATCAM ÖLCEKSİN BURDA GÜLMEKTEN BAK ÇOK GÜLCEKSİN TAM SENLİK!! dedi.

Nasıl tam benlik ya? Nereden anladın hemen?

Ben boş gözlerle bakarken başladı anlatmaya. Konumuz, eski bi zamanda aldığı kaplumbağanın ölmüş olması.  (EVET ÇOK GÜLECEĞİM OLAY BU..)

Onun 55 dakika es vermeden anlattığı olayı ben yaşamış olsaydım su şekilde anlatırdım -  Benim bi kaplumbağam vardı. Öldüğünde cok üzülmüştüm..
Bu yani. Anlatacağı şey bu.  Ama öyle olmadı...

 Ben, kaplumbağayı aldıkları gün annesinin üzerinde hangi kıyafetler var, kendi ayağında hangi marka ayakkabı var, bindikleri arabanın markası, oturdukları ev kaç odalı, ilk öpüştüğü ve 2. Asamaya geçtiği kızla olay nerede gerçekleşti, kızın vücut ölçüleri, aslında bütün kızların ona nasıl hasta olduğu, dedesinin çiftlik evi, dedesinin çiftlik evindeki havuz, dedesinin çiftlik evinin oradaki kızların onun nasıl peşinden koştuğu, çiftlik evinde yaptıkları mangallar, ohoo eskiden tükettiği alkol miktarının fazlalığı, ama artık çok daha sakin olması... Gibi o ölen zavallı kaplumbağa ile alakasız daha yüzlerce muziplik kisvesiyle atılan havalara maruz kaldım. Kendi kurduğu her cümleden sonra gurultulu gurultulu attığı kahkahalar... Ve 15 dakikada bir "BEN ÇOK KOMİĞİMDİR BAKMA..." demesi :ı

 Bi de konu kopunca kafamı başka yere çeviriyorum telefonla uğraşıyomuş gibi yapıyorum ama nafile.. Kolumu şiddetli bi şekilde sarsarak - dur dur daha bitmedi, bende daha neler var... Ohoo ... Demesi...

Tatmin olması için bi ara yalandan güldüm - şşt şşttt dur daha gülme! Dedi. Hayır hiçbi şey yapmama izin vermiyo ki!!. Bi kere lafının arasında bi şey söyleyecek gibi oldum, daha kelimenin ilk hecesi ağzımdan çıktığı an - Dur lafını bölüyorum ama sunu anlatmazsam çatlarım! dedi. Allahhhııııımmm.... Masada kimse konuşamıyo!  Birinin içkisi bitti çocuk sipariş verecek - dur dur ben söylerim! Dedi. Garsonu çağırdı ve - bizim Çiğdem buraya geliyo mu hala? Dedi. Garson ise şaşkın gözlerle - ben tanımıyorum beyefendi.. Deyince - yaa yok mu bizim bilmem nerenin siyosu uzun boylu esmer Çiğdem, çok yakin arkadaşımdır benim, sen yenisin galiba... Hadi aslanım bak sen işine.. Dedi.. ve masaya dönüp -AHAHAH TOY DAHA BUNLAR YAA.. şeklinde yeni bir giriş yaptı...(İçki siparişi de vermedi)

Her fırsatta ne kadar popüler, komik ve kültürlü olduğunu birebir bu kelimelerle ifade etti. Ben çok komiğimdir. Ben çok popülerimdir. Ben çok kültürlüyümdür...
 Kendisi tam manası ile bir dizi karakteri idi. Kurduğu her cümle ile dana kuyruğunun kopma noktasını daha da inceltiyordu.. Ki bu konuşma artık son nokta oldu...

Ben: Back to the future sever misin?

O: Ben yeni filmleri izlemiyorum ya sevemiyorum.. Eski filmler daha çok ilgimi çekiyor..

Ben: Tuvalete gitmem gerekiyor. ACİLEN TUVALETE GİTMEM GEREKİYOR! ÇABUK BENİ TUVALETE GÖTÜRÜN!!

Tuvalete gidip kendimi tuvalet kağıdı ile astım. Tuvalet kağıdı kopup yere düştüğümde ağlayarak yalvardım ölmek için. Ben o akşam ölmeyi istedim. Umut ettim. Kaderime isyan ettim. İsyankar oldum. Uyuşturucuya başladım. Tuvalete giren kadınları gasp ettim. Parmaklarımı yalayıp defalarca prize soktum. Kendimi klozete atıp sifonu çekmeye çalıştım, kolum yetmedi. Olmadı. Ölemedim.

Her şeyi denedikten sonra geriye tek bir seçenek kalmıştı... Sessizce masaya dönüp, onu ve onu getiren arkadaşı elektrikli testere ile doğrayıp parçalarını denize attıktan sonra eve dönüp huzurlu bir uyku çekmek..

Arkadaşlar... Lütfen yeni tanıştığınız insanları belirli testlerden geçirmeden dostlarınızla tanıştırmayın. Lütfen.